January 15 2014

Türkiye’de Kentsel Dönüşüm ve Çevre Üzerine Beş Görüş

Son yılların en tartışmalı politik ve sosyal gündem maddelerinden kentsel dönüşüm, WICS 2013 Dünya Akıllı Şehirler Zirvesi’nde de oldukça önem verilen bir konuydu. Zirvenin ilk günü olan 27 Kasım 2013’te Kentsel Dönüşüm ve Çevre Paneli çerçevesinde kentsel dönüşüm ve çevre kavramları için buluşma noktası aranıyordu.

Extensa İstanbul Genel Müdürü & GYODER Başkan Yardımcısı Özlem Gökçe moderasyonundaki panelin konuşmacıları Zihni Aldırmaz (Adana Büyükşehir Belediye Başkanı), Steve Lewis (Living PlanIT CEO’su), Yücel Çelikbilek (Beykoz Belediye Başkanı), Andrew Comer (Buro Happold Ortağı) and Christos Kontogeorgos (Avrupa Yatırım Bankası Orta & Güneydoğu Avrupa Sorumlusu) idi. Panel Gökçe’nin sorularıyla başladı:

“Avrupa kentlerindeki kentsel dönüşüm projeleri çoğunlukla eski endüstriyel alanlar gibi atıl bölgeleri hedefliyor. Türkiye’de ise kentsel doku tamamen yıkılıp baştan yıkılıyor, adeta sıfırdan bir inşaat söz konusu. Bu durum, son 50 yılın kentsel dönüşüm hatalarını telafi edebilecek mi?”

“Tüm bu hummalı faaliyetler sırasında çevre koruma için neler yapıyor olacağız?”

Adana, Turkey

İlk konuşmacı Zihni Aldırmaz kentsel dönüşümde temel gördüğü noktalardan bahsetti. Adana gibi kültürel açıdan değerli bir kentin yöneticisi olarak edindiği tecrübe doğrultusunda, kente yapılacak herhangi bir eklentinin çıkış noktasının halihazırdaki imar planı olduğunu düşünüyor. Aldırmaz, bunun tarihi değere sahip kentler için özellikle önemli olduğunu vurguladı. İlk işaret ettiği noktanın bu olması sözkonusu Türkiye’de kentsel dönüşüm olduğunda hiç de şaşırtıcı değil: Türkiye’de yapılacak herhangi bir projenin başarılı olması için bölgesindeki tarihsel katmanlarıyla uyum içinde olması gerekiyor. Tarihsel katmanlar aynı zamanda kent yaşamını anlamada önemli bir rehber görevi görebilir, ve kentsel dönüşüm sürecine katkıda bulunabilir.

Aldırmaz’a göre, tarihsel katmanlardan elde edilen veri dönüşen kente entegre edilmeli. Böylece konut bazında dönüşümün ötesine geçilerek dönüşüm alanının çevresinin de ihtiyaçlarının gözetilmesi sağlanabilir.

Aldırmaz’ın konuşması genel olarak, herhangi bir dönüşüm projesinin gerçeğe dönüştürülmesinden önce büyük resmi görebilme kabiliyetinin önemine dikkat çekmekteydi. Panel sonunda akıllı binalarla ilgili konuşmacı sorusuna verdiği yanıt da bu fikri destekler nitelikteydi:

“Akıllı binalara büyük bir “Evet”, ancak özellikle trafik sorunlarına çözüm getiren akıllıca tasarlanmış çevreleriyle.”

Panelin diğer belediye başkanı, Yücel Çelikbilek, kentsel dönüşüm konusunda görev bölgesi olan Beykoz’dan örneklerle yaklaştı.

Anadolu Kavağı, Beykoz district of Istanbul

Özel alanlarda kentsel dönüşümden bahsedildiğinde, kanunlarla ilişkili ormanları, kıyı ve limanları ile gerçek bir zorluk. Ancak bunları zorluk yerine avantaj olarak görmeyi seçen Çelikbilek, 2B orman alanlarının bu duruma iyi bir örnek olduğunu belirtiyor. (2B terimi, Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde, orman vasfını yitirmiş, kadastro marifetiyle orman alanları dışına çıkartılmış, bir daha geri kazanılamayan ve ıslah edilemeyen arazileri ifade eder.) Beykoz Belediyesi, ilçedeki 2B alanlarının %80-85’ini sorumluluk alanı altında toplamış, böylece bu alanlarda mülk sahibi olanlar mülkiyetlerine devam edebilecekler.

Beykoz’un olası dönüşümünün insan odaklı yapılacağı ve bir yerinde dönüşüm olacağı ileri sürülüyor, yani hiç kimse evinden edilmeyecek. Çelikbilek ayrıca dönüşen Beykoz’un binalar ve çevrenin insanlara hükmettiği değil, tam tersinin geçerli olduğu bir yer olacağını belirtiyor.

Tabii bir İstanbullu ya da burada bir süredir yaşayan herhangi biri, her gün çevresinde yükselen (Sulukule gibi) dönüşüm projelerini gördükten sonra, bu iyimser görüşlerin gerçekleşmesini ancak umabiliyor. Biz İstanbul sakinlerine ise Beykoz’un kentteki benzerlerinden daha iyi bir dönüşüme sahne olup olmayacağını görmek için beklemek kalıyor.

Panelin yabancı konuşmacıları akıllı şehir stratejileri üzerine daha kavramsal konuşmalar yaptı.

Andrew Comer, günümüzün şehirlerini şu şekilde yorumladı: Bugün üçüncü çağını yaşadığımız şehirleşme dahilinde kentler çok daha kapsamlı bir kavram içinde ele alınmalı – “yaşayan şehir.” Yaşayan şehir, Comer’ın tabirine göre “future-proofed” olmalı, yani gelecekte de yaşayabilmek için hem sürdürülebilir hem de dayanıklı olması gerekiyor. “Future-proofed” aynı zamanda bugünden geleceğin koşullarına göre tasarlanmış kenti ifade ediyor. Comer başka bir kavramdan, urban intelligence/kentsel zekadan da bahsediyor, ona göre bu ancak kentlerin düşeyde değil yatayda gelişmesiyle mümkün olacak. Aslında bu durum herhangi bir teknolojiye de uyarlanabilir: Bugünün teknolojilerinin birkaç yıl içinde demode olacağını düşündüğümüzde herhangi bir kentsel altyapının da gelecek yıllarda hizmet verebilecek şekilde esnek tasarlanarak inşa edilmesi gerektiği çok açık.

Ancak şehirleşme ve kentsel dönüşüm yalnızca “inşa etmekten” ibaret değil, işin bir de finansal hazırlık kısmı var. Dolayısıyla iş planları stratejileri de gelecek hesaba katılarak yapılmalı. Dünyada bir çok kentsel dönüşüm örneğinde kamu sektörünün tökezlediği yerde özel sektör devreye giriyor. Açıkçası birçok ülke ekonomisinde kentsel dönüşüm lokomotifini özel sektör çekerken kamu sektörünün rolü azalıyor, ancak bu durum kamu sektörünün mülkün büyük kısmına hala sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İşte bu sebepten her iki sektörün iş birliği içinde olması kent yaşamı açısından hayati önem taşıyor, merkezi, bölgesel ve ilçe bazında idari birimler kentsel dönüşümün denetim ve yönetiminde baş roldeler.

Konuşmacılardan Christos Kontogeorgos’un bahsettiği JESSICA tam da iş planlama stratejileri konusuyla ilgili. JESSICA’nın açılımı Joint European Support for Sustainable Investment in City Areas, yani Kentlerde Sürdürülebilir Yatırımlar için Birleşik Avrupa Desteği. JESSICA temelde bazı Avrupa ülkelerinin katılımıyla oluşturulan ortak havuzun diğer ülkelerde sürdürülebilir kent yatırımlarına fon sağlaması şeklinde çalışıyor. Avrupa Yatırım Bankası kontrolündeki bu ortak havuz proje çağrısı yapar ve alıcılarını bu şekilde belirler.

Lewis’in bahsettiği gibi, “veri paylaşımı” üzerinde kurulu yeni çağda kentsel dönüşüm ve şehirleşme de, barındırdığı teknik ve idari birçok detay sebebiyle, aslında çeşitli “işbirliklerinden” ibaret. Akıllı telefonumuzdaki sokak lambamızın çalışma durumunu bile gösteren kent uygulamasından e-Devlet gibi idari işlem uygulamalarına, şehirleşme artık birçok teknolojik detayla ilgili. Bugün teknolojilerin doğru kullanımının en az kentsel dönüşümün kendisi kadar önemli olduğu kabul ediliyor, bu iki kavram da artık iç içe geçmiş durumda.

Veri paylaşım teknolojilerinin başarıyla kullanıldığı kentsel dönüşüm uygulamaları biliyor musunuz? Yaşadığınız kent bu anlamda ne kadar ileride? Bir vatandaş olarak kent yönetimine katkıda bulunan uygulamaları kullanıyor musunuz?

Referanslar: Görsel ve bilgiler kaynaklarla bağlantılıdır.

Çiğdem Yılmazer

Çiğdem Yılmazer is an Istanbul-based architect. During her time studying at Mimar Sinan Fine Arts University she worked at the Deutsches Archäologisches Institut on a project basis, did volunteer work as a translator and editor for an environmental architecture magazine, as well as reporting and moderating for an international peace network and translating for a human rights organization. After graduation she worked as an editor for an architectural media company and then was the Assistant Executive Editor for the environmental architecture magazine she volunteered for while in school. Her work related to the environment gave her the opportunity to get involved in a larger initiative for sustainability. She was invited to present on sustainability challenges in Istanbul’s urban transformation at the Empowering Sustainability Conference at the University of California, Irvine in 2013. In addition to working as a freelance architect, she is currently producing architectural writings and translations. She is also leading the editorial team for the Empowering Sustainability initiative's e-magazine and preparing to start her master’s degree in architectural design.

This entry was posted on Wednesday, January 15th, 2014 at 9:21 am and is filed under Environment, Environmental Design, Urban Planning and Design. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Share

Leave a Reply


8 × = seventy two

 

Follow US

Categories